Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Dil Motivasyonu / Dil öğrenemiyorum !!
« Son İleti Gönderen: _erk Mart 20, 2021, 07:05:30 ös »
Yapamam.



Başarısız olacağım.


Bunun gibi ifadeleri kendinize söylüyorsanız gerçekten başka bir düşmana ihtiyacınız yok!!

Bu gibi ifadeleri duymak yerine ayağınıza 5kg taş bağlayıp koşmaya çalışın çok daha iyi ...


Kendinizden şüphe duymanız kadar doğal bir şey yok,  ama bir dili öğrenmekte zorluk. çekseniz bile bu doğru bir yaklaşım değil.
 
Herkes bir dil öğrenebilir ve bunun yapmaya çalışmanız bile aslında bu zaten başlı başına güzel bir şeydir.

Birkaç ay içinde kendinize, “Neden dil öğrenmede bu kadar iyiyim?” diye sormaya başlayabilirsiniz.








Neden Dil Öğrenemediğinizi Hissettiğinizi Belirlemek Neden Önemli?


Her şeyden önce, engellerinizi tanımlamak damgalamayı algılanan hatalarınızdan kurtarabilir. Başarısızlık acı verebilir ve sizi aciz gibi hissettirebilir. Çok motive edici değil.

Ancak, karşılaştığınız engeli tespit ederseniz, artık kendinizi kötü hissetmenize gerek kalmayacaktır. Bunun yerine, sizinle ilgili bir sorun olmadığını, öğrenme sürecinizde bir sorun olduğunu fark edebilirsiniz. Bu o kadar da kötü görünmüyor, değil mi?


Ayrıca, neden dil öğrenmekte zorlandığınızı belirleyebiliyorsanız, sorunlarınızı düzeltmek için çalışabilirsiniz. İster bir dil platosunda kalıyor olun, ister sadece sizin için yanlış dil öğrenme stilini kullanıyor olun, neden mücadele ettiğinizi bilmek, sorunlarınızı nasıl çözeceğiniz konusunda size daha net bir fikir verir.

Sonuçta, sorunu tanımlayamazsanız, bir çözüm tanımlamak neredeyse imkansızdır.
Son olarak, zorluklarınızı belirlemek size tekrar denemek için motivasyon ve yön verebilir. Düşmanınızdan emin olmadığınız zaman korkutucu olurlar. Aynı şey dil öğrenimi için de geçerlidir. Yüzünüzü neyin sinirlendirdiğini görünce, bir kez daha denemek için ihtiyacınız olan ekstra motivasyonu ve yönü elde edebilirsiniz. Korkunç sorunların sizi geride tutmasına izin vermenize gerek yok!

Doğru motivasyon ve yön ile en zor diller bile kolay diller gibi görünebilir.


Neden Dil Öğrenemiyorum?
Öğrenmek bir angarya haline geldiğinde, bunu erteleme, ayrılma veya tamamen durma olasılığınız yüksektir. Kimse sıkılmak istemiyor! Ancak bir sorun var: Bazı dil öğrenme görevleri diğerleri kadar doğal değildir. Dil öğrenimi yurtdışındaki göz alıcı yolculuklar değildir. Bazen, öyle hissetmeseniz bile kelime dağarcığı öğrenmeniz gerekebilir. Bazen zor bir dilbilgisi kuralını okumanız gerekebilir. Bazen, dil öğrenimi gerçek bir sürükleme gibi görünebilir ve bu da istediğiniz gibi becerilerinizi geliştirmenizi engelleyebilir.



Neyse ki, hiçbir öğrenme görevinin sıkıcı olmasına gerek yoktur. Öğrenmeyi eğlenceli hale getirmeyi seçerseniz, devam etmek için çok daha fazla güdüleneceksiniz.
Öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirmenin bir yolu, onu dil öğrenen arkadaşlarla daha da eğlenceli olacak bir oyuna dönüştürmektir.

 







Hedef dilinizi inceleyen başka birini tanımıyorsanız, çevrimiçi olarak dil öğrenen arkadaşlar bulun! Dil Öğrenme alt dizininde veya “Dil Öğrenenler” gibi bir dil öğrenimi Facebook grubunda benzer düşünen arkadaşlar bulabilirsiniz.
Bir oyun öğrenmeyi sağlamak için arkadaşlarınıza meydan okuyun. Bir hedef belirleyin ve kimin en hızlı şekilde karşılayabileceğini görün. Örneğin, her biri ezberlemek istediğiniz kelime kelimelerinin bir listesini derleyin. Onları ilk kim indirirse kazanır.

Sizin için doğru yaklaşımı kullanmıyorsunuz.


Öğrenme stili gerçekten önemli mi?
Kesinlikle! Bir çalışma, bir dili bağımsız olarak öğrenmeye çalışan öğrenciler için tercih edilen öğrenme stili, öğrenme ihtiyaçları, hedefleri ve inançları gibi anahtar faktörleri dikkate almanın önemli olduğunu göstermektedir. Bu yüzden, dikkatlice düşünmeden öğrenmeye atladıysanız, sizin için doğru yaklaşımı kullanmamanız çok iyi olabilir ve bu sizi geri çekiyor olabilir.


2
Araştırmalar , tekrar tekrar çocukların iyi bir şekilde kullanabildikleri bir dilde okula başladıklarında hiç şüphesiz çok daha iyi başardıklarını kanıtladı. Okulda tanıdık bir dil kullanmak bu başarının büyük bir kısmıdır.

Çocukların bir sınıftan diğerine sürekli tırmanmaları için bir merdiven olarak eğitim gördüğünüzü düşünün. Okulun dilini bilmemek, merdivenin alt basamaklarını çıkarmak gibidir.

Karmaşıklık katmanları
Çocuklar, evlerinin ötesinde, “anadilleri” - “kendi” dillerinin standartlaştırılmış bir versiyonu - okulda kullanıldığında bile mücadele edebilirler. İnsanların evlerinde konuşulan , okullarda öğretilenle aynı değildir. Okullar evde kullanılan dilden önemli ölçüde farklılık gösterebilecek standartlaştırılmış dil çeşitlerini kullanma eğilimindedir.

Erişim başka bir konudur: kitapların bulunduğu bir evde büyüyen ve dijital ve kağıt ortamlara erişebilen çocuklar, okulda başka bir dile geçmeyi çok sorun bulamayabilirler. Ancak, fakir evlerden gelenler, okulları ana dillerini kullandıklarında bile mücadele edebilirler.

Araştırmalar yine çocukların ortaokul veya liseye ulaştıklarında öncelikle ana dillerinde öğrenmeye devam etmelerinin ideal olacağını düşündürmektedir. Okullar, dil öğretmenleri ve kitaplar gibi kaynakları olası tüm ana dillerin öğretimini desteklemek için kullanma eğilimindedir.


Tüm bu karmaşıklıklarla birlikte, daha fazla çocuğun anadilinin okullarda ve ötesinde gelişmesi için nasıl alan yaratılabilir?

Olası çözümler
Anadili temelli iki dilli eğitim için bir dizi model mevcuttur , ancak önemli olan, ana dilden İngilizceye rastgele bir şekilde geçişin en iyi fikir olmamasıdır. Akademik biliteracy oluşturmak için terimlerin ve kavramların birden fazla dilde sistematik ve kasıtlı olarak karşılaştırılması gerekir, böylece öğrenciler okul dilindeki gerçekleri ezberleme yeteneklerinden ziyade anlayışlarını gösterebilirler. Kısa yol yok.

Örneğin, sınav belgelerinin ana dillere çevrilmesi önemli bir sembolik jest olabilir, ancak eğer eğitim İngilizce olarak yapılmışsa, bunun cebirle ilgili soruları anlamayı gerçekten geliştirip geliştirmediği açık bir sorudur.
3
Orjinal Tarifler / Saray Lokumu
« Son İleti Gönderen: Zuhal Aralık 05, 2020, 02:05:12 ös »
Malzemeler:
1 litre süt
1 su bardağı un
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilin
50 gram tereyağı
Kaplaması için:
1,5 su bardağı Hindistan cevizi rendesi
1 paket krem şanti(1 su bardağı sütle çırpılmış)
1 su bardağı fındık(rondoda çekilmiş)
1/2 su bardağı Antep fıstığı tozu(veya parçacıkları) (Üzeri için)
Böyle enfes bir menünün ardından şöyle hafif ama bir o kadar lezzetli bir tatlı iyi gider dedik. Hemen sarıp sarmaladık! Sizi de bekleriz.

Nasıl Yapılır?
Bir tencereye süt, un ve toz şekeri alıp karıştırarak pişirmeye başlayın. Muhallebi kıvam alınca içine vanilin ve tereyağını da ekleyip karıştırın ve kenara alın. Ardından bir fırın tepsisi çıkarıp üzerine rendelenmiş Hindistan cevizlerini güzelce yayın. Üzerine hazırladığınız muhallebiyi yayın ve spatulayla üzerini düzleştirip her yerin eşit olmasını sağlayın. Oda sıcaklığında soğutun ve ardından 2 saat de buzdolabında soğumasını bekleyin. O soğurken siz de sütle toz krem şantiyi çırparak buzdolabına koyun. 2 saatin sonunda muhallebiyi ve krem şantiyi buzdolabından çıkarın ve krem şantiyi muhallebinin her yerine eşit olacak şekilde yayın. Ardından muhallebiyi 8 parçaya bölüp üzerine rondodan çektiğiniz fındıkları serpiştirin. Spatulayla her parçayı rulo haline getirin ve üzerine Antep fıstığı serpiştirerek servis edin. Ellerinize sağlık.
4
Erken doğum , solunum sıkıntısı, kalıcı görme veya işitme kaybı gibi bebekte çok ciddi sonuçlar ortaya çıkartabilen bir durumdur . Buna rağmen,  erken doğum %12 gibi yüksek bir orana sahiptir. 

Ülkemizde her yıl yaklaşık  1.2 m çocuk doğduğu düşünüldüğünde, bu, yılda en az 100 bin annenin erken doğum yaptığı anlamına gelmektedir.  Erken doğuma yol açan pek çok sebep vardır.

Bunlardan biri de, belki de en önemlisi depresyondur.  Maalesef,  hamilelerin %15’i depresifdir. Günümüzde kadınların % 40’ının yaşamlarının bir döneminde depresif bir süreç yaşadıkları tahmin edilmektedir. Yapılan araştırmalarda,  depresif annelerin normal annelere göre   1.9 kat daha fazla erken doğum yaptıklarını ortaya koymuştur. 

Ayrıca depresyonun şiddeti arttıkça erken doğum riskinin buna ek olarak 2 kat daha arttığı ortaya çıkmıştır.

Neden peki ?

Depresyonun erken doğum riskini hangi mekanizma ile artırdığı ise pek bilinmiyor. Araştırmacılar stresin hormonlar, bağışıklık sistemi ve diğer faktörler üzerindeki etkileri nedeniyle erken doğuma yol açabileceğini belirtiyorlar. Diğer taraftan depresif hamileleri erken doğum riskine iten kötü beslenme ve  sigara içimi gibi diğer faktörleri de hafife almamak gerekiyor.

Erken doğum her hamilenin başına gelebiliyor.

Çeşitli risk faktörleri bilinmekle birlikte hangi anne adayının erken doğum yapacağı tahmin edilemiyor.

3 grup kadın erken eylem ve doğum için en büyük riske sahip:
 
1. Daha önce erken doğum yapanlar,

2. İkizler, üçüzler gibi çoğul hamileliği olanlar,

3. Rahim veya rahim ağzı ile ilgili bazı anormallikleri bulunanlar.

Ayrıca yaşam alışkanlıkları ve tıbbi risk faktörleri de erken doğum nedeni olabiliyor.


Alışkanlıklar
Sigara içmek, alkol kullanmak, stres, uzun süre ayakta kalmayı ya da ağır kaldırmayı gerektiren işlerde çalışmak, bazı toksik etkenlere maruz kalmak ve düzenli hamilelik takibi yaptırmamak erken doğum nedeni olabiliyor.

Tıbbi risk faktörleri
Üriner enfeksiyonlar, diyabet, yüksek tansiyon, pıhtılaşma bozuklukları, vajinal kanama, bebeğe ait bazı doğumsal anormallikler, IVF gebelikleri, çok zayıf veya şişman olmak, hamilelikler arasındaki sürenin 6-9 aydan kısa olması, 17 yaşından küçük ya da 35 yaşından büyük hamile kalmak da erken doğuma yol açabiliyor.

Erken doğum riskinizi azaltın
Erken doğumların yüzde 50’sinden fazlası hiçbir risk faktörü olmayan anne adaylarında ortaya çıkıyor. Bu nedenle erken doğumların tamamen ortadan kaldırılması pek mümkün gözükmese de riskler azaltılabiiir.

Ne tavsiye ederiz?

Hamilelik öncesi danışmanlık alın,
İdeal kiloda hamile kalın,
Düzenli doktor kontrolüne gidin,
Ağız ve diş sağlığınızı koruyun,
Sigarayı bırakın ve alkolden uzak durun,
Kafeinli içecekleri azaltın,
Günde en az 8 bardak su için,
Mümkünse günde 6 saatten fazla ayakta kalmayın,
Ağır kaldırmaktan sakının,
Inital sistem ve idrar yolları enfeksiyonlarına karşı önlem alın.
5
Bebek Bakımı / Bebeklerde Pişik Nasıl Oluşur
« Son İleti Gönderen: Zuhal Aralık 05, 2020, 12:32:31 ös »
Pişik olan bebeğiniz, gün boyunca rahatsız ve huzursuz olur.

Bu yüzden bebeğinizde oluşabilecek pişiğe karşı neler yapmanız ve hangi temizlik ürünlerini kullanmanız gerektiğini onun sağlıklı gelişimi için bilmeniz gerekmekte.

Pişik Nedir?   
Pişik genellikle bezin bağlandığı bölge olan popo, kasıklar ve dış cinsel organların çevresindeki derinin tahrişidir. Özellikle altı sık değiştirilmeyen bebeklerde idrar ve dışkıda oluşan amonyağın deriye temas etmesi sonucu oluşur. Bazen bezlerin yıkandığı sabun tozu ve deterjana karşı oluşan alerji ile bezin kenarlarında bulunan naylonun deriyi tahrişine bağlı olarak da pişik vakaları görülebilir.  Pişik kırmızımsı bir zemin üzerinde ufak noktalar şeklinde veya zımba ile delinmiş gibi daha geniş lekeler halinde görülür. Bu yüzden annelerin hijyenik şartlarda üretilmiş ve bebek tenini nemden koruyan hazır bebek bezlerini tercih etmeleri, pratik kullanımlarının yanı sıra bebeğin sağlığı açısından da önemli.

Pişik Oluşumunu Önlemek İçin;
*Bebeğinizin altını sık aralıklarla değiştirin.
*Bebeğinizin altını bağlarken, özellikle deri kıvrım yerlerinin ıslak veya nemli olmamasına dikkat edin.
*Bebeğinizin, bezini her değiştirdiğinizde, ıslak mendille temizliğini yapın.
*Bebeğinizin altını biraz havalandıktan sonra değiştirin.
*Bezi her değiştirdiğinizde pişik olmasın diye koruyucu pişik kremini ince bir tabaka halinde sürün.
 
Bebeğiniz Pişik Olmuşsa;
*Bebeğinizin altını uzun süre açık bırakın.
*Altını çok sıkı bağlamayın.
*Naylon külot giydirmeyin.
*Pudra kullanmayın.
*Koruyucu kremleri sürün.
*İnatçı ve geçmeyen pişiklerde mantarlaşma olabileceğini unutmayın ve bu yüzden doktora başvurun.

Bebeğinizin Altını Değiştirirken
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun süre ıslak kaldığından çabuk tahriş olur. Bu nedenle, bebeğinizin bezini 3–4 saatte bir değiştirmeniz gerekmektedir. Genel olarak bebeğinizi emzirdikten sonra altını değiştirmeniz uygun değildir. Her değiştirmede bebeğinizin altını su ile temizlemeli ve kurulamalısınız. Eğer kız çocuğunuz varsa bu temizliği, önden arkaya doğru yapmanız önemlidir. Bezi değiştirirken bebeğinizin altının bir süre açık kalması iyi olur.

Bebeğinizin Islak Mendili Özel Olmalı?
Bebek cildi yetişkin cildine oranla daha hassastır. İnce olan cilt tabakası bebeği tahrişlere ve cilt enfeksiyonlarına karşı daha savunmasız yapar.  Özellikle yeni doğan döneminde sık olarak kaka yapan bebeklerin cildinin tahriş olmaması için anne ve babaların dikkatli olması gerekir. Sık sık bebeğin alt temizliğini yapmak, bebek bezini değiştirmek ve temizlikte kullanılan ürünlerin bebek cildine uyumlu olmasını gözetmek durumundadırlar.

Bebeğinizin alt temizliği için kullanacağınız ürünlerde, kimyasal katkı maddeleri, koku ve renk veren sentetik maddeler, alkol, alerji ve tahriş yapan koruyucu maddelerin bulunmamasına dikkat etmelisiniz.

Günümüzde birçok anne bebeğin el, boyun, koltuk altı, alt temizliği gibi durumlarda ıslak mendillerini kullanıyor. Bu özende ıslak mendiller oldukça önemlidir. Uzmanlara göre, süt ürünleri, soya yağı ve badem yağı gibi doğal yağları içeren temizleme mendilleri bebeğin cildini nemlendiriyor, pişik ve tahriş oluşumunu önlüyor.

Pişik Kremi Bebeğinizin Cildini Korur
Bebeğiniz doğar doğmaz kullanmaya başlayacağınız bakım ürünlerinden biri de pişik kremidir. Her alt değişiminde bebeğinizin bez bölgesini temizledikten, hijyenini sağladıktan sonra pişik kremi kullanmanızda fayda var. Çünkü pişik kremlerinin en büyük amacı pişik oluşumunu engellemek. Bebek cildinin üzerinde bariyer görevi gören bu kremler, bebek idrarını yaptığında ıslaklığı cildinden uzak tutuyor. Bebek bezi ıslaklığı emdiğinde, hissedilebilecek neme karşı bebeğin cildini korumaya devam ediyor. Araştırmalar düzgün kullanılan pişik kremlerinin bebeklerdeki pişik oluşumunu büyük ölçde engellediği yönünde.
[/font][/size]
6
8 - 12 Yaş / Yeniden Deniz Olmak
« Son İleti Gönderen: Merve Aralık 05, 2020, 10:33:00 öö »

  On bir yaşındaki Gece için kardeşinin olacağını bilmek, günün her saati denize girebilmek kadar güzel… Özellikle büyük şehrin karmaşasından kaçıp geldikleri Fethiye’de, ailece işlettikleri Fesleğen Lokantası’yla başlayan yeni hayatlarında, tatlı hayallerin önüne hiçbir engelin çıkmayacağına emin. Ancak yetişkinlerin dünyası her zaman bu kadar basit değil. Gece, annesinin niçin hep yorgun olduğunu merak ediyor. Ya da babası ile, eskiden bir denizci olan dedesinin niçin sürekli atıştığını. Ufuktan bakan Can Adası’nın gitgide niçin daha çok anılır olduğunu ve mutluluğun nasıl bu kadar kırılganlaşabileceğini... Gece’nin kafasını meşgul eden bu soruların cevapları anılarda, gecikmiş sohbetlerde ve birtakım zorlukları ailece aşmaya olan kararlılıklarında saklı...

  Öyküleriyle sevilen yazar Anıl Mert Özsoy, Can Çocuk Yayınları’ndaki ilk romanında okurları Akdeniz sahilinde, sevgi ve umut dolu bir aile öyküsüne davet ederken, geçmişin ve kırgınlıkların onarılabilir olduğunu, umulmadık dertlerin dayanışma ve karşılıklı anlayışla çözülebileceğini, bir sonbahar fırtınasında bile yaz güneşinin hissedilebileceğini hatırlatıyor.

Yazar: Anıl Mert Özsoy
Basım Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 104
7
8 - 12 Yaş / Mırıldanan Çocuk
« Son İleti Gönderen: Merve Aralık 05, 2020, 10:24:20 öö »

  Bir ev kedisi ile özel bir çocuğun sıra dışı arkadaşlığı…

  Ev kedisi Pepe, insanları Anne, Baba ve Tato ile birlikte sıradan bir kedi hayatı yaşamaktadır. Oldukça meraklı ve hareketli bir kedidir. Günleri komşunun köpeğiyle atışarak, güvercinlere söylenerek ve uyuyarak geçer. Pepe’nin hayatı, yaşadığı binanın dördüncü katına daha önce hiç görmediği bir çocuğun taşınmasıyla değişir. Bu çocuk onun tanıdığı diğer çocuklardan farklıdır. Hiçbir zaman evden dışarı çıkmaz. Penceresinde kilit olduğu için camdan dışarı bile bakamaz ve zamanının çoğunu resim çizerek geçirir. Pepe, onun eve hapsedildiğini düşünür ve çok tuhaf bulduğu küçük çocuğu yakından tanımayı ister. Fakat o bir kedidir ve insanlarla nasıl iletişim kuracağını bilmez. Yine de yeni arkadaşını güldürmenin ve her şeyden önce onun kalbini ısıtmanın bir yolunu bulmalıdır.

Yazar: Gabriele Clima
Basım Yılı: 2020
Sayfa Sayısı: 184
8
8 - 12 Yaş / Canım Arkadaşım
« Son İleti Gönderen: Merve Aralık 05, 2020, 10:20:32 öö »

  Bir arkadaş yalnızca bir arkadaştan mı ibarettir?

  Koşarak gidilen sevinçlere, anlamlı bekleyişlere, umut dolu düşlere yaraşır arkadaşlık. Bazen plansız çekilen bir fotoğraf karesinden dolup taşıverir, bazense bir kuşun uçuşunda anlamlanır. Bazen düş sarısıdır, bazense turuncuya çalan bir kırmızı. Bazen gücünü bir ağacın yapraklarından alır, bazense dingin bir sessizlikten.

  Taiyang ile Yue'nin, Güney Çin'deki Guangzhou eyaletinin varoş sokaklarında başlayıp Ginkgo ağacının yapraklarından sonsuzluğa uzanan hikâyesi bu. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Taiyang’la, bir atık fabrikasında çalışan Yue’nin yolları tesadüfen kesişir ve aralarında derin bir bağ kurulur. Birbirlerinden farklı olsalar da bu farklılıktan bir arkadaşlık yaratabilecekler midir?

Yazar: Özgür Balpınar
Basım Yılı: 2019
Sayfa Sayısı: 184

9
8 - 12 Yaş / Bataklığın Kıyısındaki Ev
« Son İleti Gönderen: Merve Aralık 05, 2020, 10:17:29 öö »

   Günümüz çocuklarının farklılaşan dünyasını gerçekçi ve yalın bir dille anlatan ödüllü yazar Yeşim Saygın Armutak’tan Hayaletli Gölün Çocukları ve Mızıkacı’dan sonra yine çocuklar için, yaşamın içine gizlenmiş fantezilerle kurgulanmış heyecan dolu bir roman. Yaşlı bir aile büyüğünün yaşamındaki sırların, yaz tatilindeki iki çocuğu birbirine yaklaştıran olaylarla gün ışığına çıkmasını anlatan kitap, nesiller arası iletişimi de vurguluyor. Aile, arkadaşlık, güven, insanlara önyargısız yaklaşmak gibi, yaşamı biçimleyen temel erdemleri güçlendiren ipuçlarını içeren roman, çocuklara sürükleyici bir macera okumanın keyfini yaşatıyor. Kitap, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) 2007 Yılın En İyi Çocuk Romanı Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü.

  Akrabaların uğursuz saydığı Büyükhala, yaz tatilini geçirmek üzere Peren’i evine davet eder. Peren’in anne ve babası, söylentilere kulak asmasalar da Büyükhala’nın evi yakınlarındaki bataklık nedeniyle bu davete sıcak bakmazlar. Peren onları zar zor ikna eder. Bataklığın kıyısındaki eski bir evde tek başına yaşayan gizemli Büyükhala, etkileyici delikanlı Kuzey, kasabanın tek dükkânında çalışan öksüz Küçük Vahşi ve tuhaf bakışlı, esrarengiz adam Baykuş, Peren’in o yaz tatilini unutulmaz kılacaklardır.

Yazar: Yeşim Saygın Armutak
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 168
10
8 - 12 Yaş / Gümüş Kanat
« Son İleti Gönderen: Merve Aralık 05, 2020, 10:14:13 öö »

  Minicik yüreklerin, sevgiye ve umuda en çok ihtiyaç duydukları zamanda ortaya çıkar Gümüş Kanat. O, kaybolmayan ümitlerin, hayallerin, ideallerin, günden güne çoğalan sevginin sembolüdür. Küçük yaşta hayatın acı yüzüyle tanışan Kemal; bütün zorlukları sevgi, gayret ve dostluğun en çok da Gümüş Kanat'ın yardımıyla aşar. Onun ardında kara günlerden mavi hayalleri yükselir. Acıları biter güzelliklere kavuşur.

  Yazarın akıcı, sade ve sevgi dolu kaleminden Gümüş Kanat'ı tanımaya ne dersiniz?

Yazar: Cahit Uçuk
Basım Yılı: 2002
Sayfa Sayısı: 208

Sayfa: [1] 2 3 ... 10