<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[cocukforum.com - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://cocukforum.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[cocukforum.com - http://cocukforum.com/forum]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 06:36:55 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeytanın Ormanı]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5354.html</link>
			<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 17:29:04 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5354.html</guid>
			<description><![CDATA[1-Yiğit<br />
2-Cem<br />
3-Efe<br />
4-Gökhan <br />
5-Betül<br />
6-Seda<br />
7-Dilara<br />
8-Selin<br />
<br />
<br />
Şeytanın Ormanı 1.Bölüm<br />
<br />
<br />
   Fear Factor'a benzeyen bir yarışma için gelen 8 kişi..<br />
<br />
NOT:Birbirlerini tanımıyorlar.<br />
<br />
  Dünyaca ünlü yarışmanın çekimlerinin başlamasına fazla bir vakit kalmamıştı..Sekiz sıradan insanın yer aldığı yarışmada ikişerli gruplar olacaktı.Ve bu tabiikide kura ile belli olacaktı..Sunucu Barış kuralları anlattı ve dağılan dikkatimi geri getiren şey ' KESTİK ' kelimesiydi.<br />
<br />
Ormana saklanmış gizli görevler vardı..Ve bunlara basınca veya temasa geçince aktif hale geliyorlar ve bir ambulans sesi çıkartıyorlardı..Verilen görevi verilen süre içerisinde yapan puanı kazanıyordu ve fazla puan para ödülü demekti ! <br />
<br />
Kurallardan biri 'Kendin bul,kendin ye ! ' kuralıydı..Bu kural yüzünden dışardan yiyecek getirmek yasaktı ! Ve daha bir sürü yaşamı zorlaştıran engel..<br />
<br />
Kuralar çekildiğinde sonuç şöyleydi:<br />
<br />
-Cem ile Efe<br />
-Seda ile Selin<br />
-Ben ve Dilara<br />
-Göhan ve Betül'dü.<br />
<br />
Sunucu yine bir hatırlatma ve hafif reyting konuşuyordu:<br />
-Unutmayın..Burada ihtiyacınız olan bir kaç şey var ! Hız,çeviklik,başarı ve arzu ! Kazanma arzusu ! <br />
<br />
Bu vıdı vıdıları daha çok çekmek istemeyen Efe kameranın arkasında elleriyle konuşma işareti yaptı.Kamera çekimi bitince Cem:<br />
-Hey..Dostum..İkimiziz..<br />
Efe:<br />
-Ah ne güzel !!<br />
<br />
Gökhan:<br />
-Hiç yoktan iyidir.<br />
Betül:<br />
-(Sahiden öyle mi ? türünde bir hareket yaparak ) Hiç yok ! <br />
<br />
Ben:<br />
-Dinle..Eğer yanımızdakilere uyarsak takım ruhunu kuramayız.<br />
Dilara:<br />
- ? <br />
Ben:<br />
-Çıkar şu kulaklığı..Heeey ! Merhaba ( Elimi salladım . ) Harika..<br />
<br />
<br />
Seda:<br />
-Merhaba..İsmim Seda<br />
Selin:<br />
-Bunu biliyoruz,ancak Selin (:<br />
Seda:<br />
-Yarışma başladı..Geçen saniyeler alehimize<br />
Selin:<br />
-Haklısın yolumuzu seçsek iyi olucak..<br />
<br />
Cem:<br />
-Yarışma başladı dostum ! Başlayalı 1 dakika oldu ve burada oturup bekleyemeyiz..<br />
Efe:<br />
-Hadi ama bizim dışımızda 2 grup daha burada..<br />
Cem:<br />
-Lanet olsun..Canın cehenneme tamam mı ?<br />
Efe:<br />
-Hey sadece şaka yapıyordum.Tamam hangi yoldan ?<br />
Cem:<br />
-Kimin umrunda ? <br />
<br />
<br />
Kulaklıklarını çıkardığımda:<br />
-Dünyadan grup arkadaşına,dünyadan grup arkadaşına<br />
Dilara:<br />
-Tamam bu işi sadece bi stüdyo kurmak için yapıcağım.<br />
Ben:<br />
-Bak bu işi ne için yapacağın umrumda değil..Hatta sen umrumda değilsin fakat bu yarışmayı kazanmak umrumda tamam mı ? Ve kurallar bunu tek başıma yapamayacağımı söylüyor..<br />
Dilara:<br />
-Pekala..O zaman gidelim..İyi konuştun..<br />
<br />
<br />
<br />
Ormanda yavaşça yürürlerken<br />
Gökhan:<br />
-Pekala kaç yaşındasın ? <br />
Betül:<br />
-Bu seni niçin ilgilendiriyor..<br />
Gökhan:<br />
-Sonuçta biz bi grubuz öyle değil mi ? <br />
Betül:<br />
-Herkese söylemem..Şanslı günündesin..<br />
Gökhan:<br />
-Sahi mi ?  O zaman 40 falan olmalısın.<br />
Betül:<br />
-23 yaşındayım..İstediğini aldıysan çeneni kapat ve yola devam et..Etrafı gözlemem gerekiyor..Hiç bir hayvana rastlamadık..Etraf çok sessiz.<br />
Gökhan:<br />
-Tamam sen etrafa bakın..Yiyecek bir şeyler ara..Bende arkandan arsızca geliyim..<br />
Betül yapmacık bir gülümseme attı ve:<br />
-Yaşamak istiyorsan kendine bir silah yap ve gördüğün hayvanlara saldır..Akşam aç kalmak istemiyorum.<br />
Gökhan:<br />
-Kızılderili falan mıydınız? Ve ne silahı ? <br />
Betül taşla bilediği ağacı göstererek:<br />
-Bir mızrak yapabilirsin hah ? <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Cem Ve Efe..<br />
<br />
Cem:<br />
-Büyük ödülü kazanırsan napıcaksın ? <br />
Efe:<br />
-Kazanırsak..<br />
Cem:<br />
-Her neyse sonuçta paylaşacağız.500.000-500.000<br />
Efe:<br />
-Büyük ihtimalle önce güzel bi tatil yaparım.Tatildede senin bu aptalca soruna bi cevap ararım.<br />
<br />
Yaklaşık 30 saniye sonra Cem:<br />
-Şu görev kartları..Hiçbiri aktif olmadı..<br />
Efe:<br />
-Çünkü sadece 5 dakikadır yürüyoruz..<br />
Cem:<br />
-Bilemiyorum.Tek bir kuş sesi dahi yok.<br />
<br />
Efe eğilir ve yukarıya beyzbol topu büyüklüğünde bir taş atar:<br />
-Ağaçlar yüksek..Kuşların yuvalarını buradan göremeyiz..Ancak bir kuş olsaydı bu taştan kaçardı.<br />
<br />
<br />
<br />
Aralarından hiçbiri burada ne ile karşı karşıya olduklarını bilmiyorlar ve en kötüsü de tuzaklara ve onlara giderek yaklaşıyorlar..<br />
<br />
<br />
Şeytanın Ormanı 1.Bölüm Sonu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1-Yiğit<br />
2-Cem<br />
3-Efe<br />
4-Gökhan <br />
5-Betül<br />
6-Seda<br />
7-Dilara<br />
8-Selin<br />
<br />
<br />
Şeytanın Ormanı 1.Bölüm<br />
<br />
<br />
   Fear Factor'a benzeyen bir yarışma için gelen 8 kişi..<br />
<br />
NOT:Birbirlerini tanımıyorlar.<br />
<br />
  Dünyaca ünlü yarışmanın çekimlerinin başlamasına fazla bir vakit kalmamıştı..Sekiz sıradan insanın yer aldığı yarışmada ikişerli gruplar olacaktı.Ve bu tabiikide kura ile belli olacaktı..Sunucu Barış kuralları anlattı ve dağılan dikkatimi geri getiren şey ' KESTİK ' kelimesiydi.<br />
<br />
Ormana saklanmış gizli görevler vardı..Ve bunlara basınca veya temasa geçince aktif hale geliyorlar ve bir ambulans sesi çıkartıyorlardı..Verilen görevi verilen süre içerisinde yapan puanı kazanıyordu ve fazla puan para ödülü demekti ! <br />
<br />
Kurallardan biri 'Kendin bul,kendin ye ! ' kuralıydı..Bu kural yüzünden dışardan yiyecek getirmek yasaktı ! Ve daha bir sürü yaşamı zorlaştıran engel..<br />
<br />
Kuralar çekildiğinde sonuç şöyleydi:<br />
<br />
-Cem ile Efe<br />
-Seda ile Selin<br />
-Ben ve Dilara<br />
-Göhan ve Betül'dü.<br />
<br />
Sunucu yine bir hatırlatma ve hafif reyting konuşuyordu:<br />
-Unutmayın..Burada ihtiyacınız olan bir kaç şey var ! Hız,çeviklik,başarı ve arzu ! Kazanma arzusu ! <br />
<br />
Bu vıdı vıdıları daha çok çekmek istemeyen Efe kameranın arkasında elleriyle konuşma işareti yaptı.Kamera çekimi bitince Cem:<br />
-Hey..Dostum..İkimiziz..<br />
Efe:<br />
-Ah ne güzel !!<br />
<br />
Gökhan:<br />
-Hiç yoktan iyidir.<br />
Betül:<br />
-(Sahiden öyle mi ? türünde bir hareket yaparak ) Hiç yok ! <br />
<br />
Ben:<br />
-Dinle..Eğer yanımızdakilere uyarsak takım ruhunu kuramayız.<br />
Dilara:<br />
- ? <br />
Ben:<br />
-Çıkar şu kulaklığı..Heeey ! Merhaba ( Elimi salladım . ) Harika..<br />
<br />
<br />
Seda:<br />
-Merhaba..İsmim Seda<br />
Selin:<br />
-Bunu biliyoruz,ancak Selin (:<br />
Seda:<br />
-Yarışma başladı..Geçen saniyeler alehimize<br />
Selin:<br />
-Haklısın yolumuzu seçsek iyi olucak..<br />
<br />
Cem:<br />
-Yarışma başladı dostum ! Başlayalı 1 dakika oldu ve burada oturup bekleyemeyiz..<br />
Efe:<br />
-Hadi ama bizim dışımızda 2 grup daha burada..<br />
Cem:<br />
-Lanet olsun..Canın cehenneme tamam mı ?<br />
Efe:<br />
-Hey sadece şaka yapıyordum.Tamam hangi yoldan ?<br />
Cem:<br />
-Kimin umrunda ? <br />
<br />
<br />
Kulaklıklarını çıkardığımda:<br />
-Dünyadan grup arkadaşına,dünyadan grup arkadaşına<br />
Dilara:<br />
-Tamam bu işi sadece bi stüdyo kurmak için yapıcağım.<br />
Ben:<br />
-Bak bu işi ne için yapacağın umrumda değil..Hatta sen umrumda değilsin fakat bu yarışmayı kazanmak umrumda tamam mı ? Ve kurallar bunu tek başıma yapamayacağımı söylüyor..<br />
Dilara:<br />
-Pekala..O zaman gidelim..İyi konuştun..<br />
<br />
<br />
<br />
Ormanda yavaşça yürürlerken<br />
Gökhan:<br />
-Pekala kaç yaşındasın ? <br />
Betül:<br />
-Bu seni niçin ilgilendiriyor..<br />
Gökhan:<br />
-Sonuçta biz bi grubuz öyle değil mi ? <br />
Betül:<br />
-Herkese söylemem..Şanslı günündesin..<br />
Gökhan:<br />
-Sahi mi ?  O zaman 40 falan olmalısın.<br />
Betül:<br />
-23 yaşındayım..İstediğini aldıysan çeneni kapat ve yola devam et..Etrafı gözlemem gerekiyor..Hiç bir hayvana rastlamadık..Etraf çok sessiz.<br />
Gökhan:<br />
-Tamam sen etrafa bakın..Yiyecek bir şeyler ara..Bende arkandan arsızca geliyim..<br />
Betül yapmacık bir gülümseme attı ve:<br />
-Yaşamak istiyorsan kendine bir silah yap ve gördüğün hayvanlara saldır..Akşam aç kalmak istemiyorum.<br />
Gökhan:<br />
-Kızılderili falan mıydınız? Ve ne silahı ? <br />
Betül taşla bilediği ağacı göstererek:<br />
-Bir mızrak yapabilirsin hah ? <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Cem Ve Efe..<br />
<br />
Cem:<br />
-Büyük ödülü kazanırsan napıcaksın ? <br />
Efe:<br />
-Kazanırsak..<br />
Cem:<br />
-Her neyse sonuçta paylaşacağız.500.000-500.000<br />
Efe:<br />
-Büyük ihtimalle önce güzel bi tatil yaparım.Tatildede senin bu aptalca soruna bi cevap ararım.<br />
<br />
Yaklaşık 30 saniye sonra Cem:<br />
-Şu görev kartları..Hiçbiri aktif olmadı..<br />
Efe:<br />
-Çünkü sadece 5 dakikadır yürüyoruz..<br />
Cem:<br />
-Bilemiyorum.Tek bir kuş sesi dahi yok.<br />
<br />
Efe eğilir ve yukarıya beyzbol topu büyüklüğünde bir taş atar:<br />
-Ağaçlar yüksek..Kuşların yuvalarını buradan göremeyiz..Ancak bir kuş olsaydı bu taştan kaçardı.<br />
<br />
<br />
<br />
Aralarından hiçbiri burada ne ile karşı karşıya olduklarını bilmiyorlar ve en kötüsü de tuzaklara ve onlara giderek yaklaşıyorlar..<br />
<br />
<br />
Şeytanın Ormanı 1.Bölüm Sonu]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seni Gidi Monalisa!]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5353.html</link>
			<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 09:35:44 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5353.html</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://img19.imageshack.us/img19/271/cn7zuadir4sukwfav7egg1.jpg" target="_blank">http://img19.imageshack.us/img19/271/cn7...v7egg1.jpg</a>[/img&#93;<br />
<br />
<br />
nasıl??]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://img19.imageshack.us/img19/271/cn7zuadir4sukwfav7egg1.jpg" target="_blank">http://img19.imageshack.us/img19/271/cn7...v7egg1.jpg</a>[/img]<br />
<br />
<br />
nasıl??]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saw 3 . . .]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5348.html</link>
			<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 16:30:53 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5348.html</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar bir kişi almak istediğimi söylemiştim.Hilal bunun için mesaj yazmıştı..Ve bu son 4 bölümde Hilal'i 'Emma' olarak izleyeceğiz.<br />
<br />
Saw 3 <br />
<br />
1.Bölüm...<br />
<br />
<br />
 Lanet yerden kurtulduğumuzun 18.Günü...Tatilimizinde 2.<br />
<br />
 1 Haftalık  tatil psikopat bir katil yükünü üzerimizden atacaktı.En azından böyle umuyorduk...California'nın tenha bir kasabasının fazla tenha olmayan plajında elimdeki spor dergisinin sayfalarını yavaş yavaş çevirip güneşleniyorken Emily'nin telefonu çalmıştı.Bacağı 2 hafta alçıda kalmıştı.Gayet iyiydi.Güneş gözlüklerini şezlongun yanına koyarak telefona cevap verdi:<br />
-Alo . .<br />
Kısa bir sessizliğin ardında yeniledi:<br />
-Alo ..<br />
Gözleriyle etrafı süzerken telefonu kapattı.Ben:<br />
-Kim ? <br />
Emily:<br />
-Kaçığın biri olmalı.<br />
Biraz sustuktan sonra konuşmaya devam ettim:<br />
-Emily..Jig Saw'in peşimizi bıraktığından nasıl emin olabiliriz ? Belki arayan oydu.Yani yerimizi tespit edebilir.<br />
Bana anlamsızca 4-5 saniye baktı.Devam ettim:<br />
-Hadi ama bunu 2000'lik bir telefon dahi yapabilir.<br />
Konuşmaya başlacaktı ki telefon sözünü kesti ve cevap verdi:<br />
-aLo. .! <br />
Arayan kuzeni Emma'idi : <br />
-Emily !! Nasıl gidiyor ha uzun zaman oldu (:<br />
Emily:<br />
-Aaa evet.. ( Bakışlarını bana çevirerek ' BUNU DÜŞÜNDÜĞÜNE İNANAMIYORUM Dermişçesine gözlerini büyüten bir bakış attı ) <br />
Nasılsın tatlım ? <br />
Emma:<br />
-Ah..Hep aynı (: Bu hafta 25'ime giriyorum.<br />
Emily:<br />
-Demek ablana yaklaşmana 3 sene kalmış xD.<br />
Devam etti:<br />
-Gerçekten uzun zaman oldu..3 mü 5 mi ? <br />
Emma:<br />
-Bunun pek önemi yok canım (: Bak ne dicem..Eski günler hatrınaa..Buluşsak iyi olur mu ? Tatile falan çıkabiliriz.<br />
Emily:<br />
-Ben zaten tatildeyim.Bugün ikinci günü.<br />
Emma:<br />
-Vay canına nerdesin ? <br />
Emily:<br />
-California'dayım.<br />
Emma:<br />
-Bende gelebilir miyim ? <br />
Emily:<br />
-Çok hızlısın xD. Elbette ! <br />
Emma:<br />
-Oh,tamam.Akşama ordayım <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /> Yanlız mısın ? <br />
Emily:<br />
-Ee,hayır . Bir arkadaşım var.<br />
Emma:<br />
-Hmm sorun olacağını sanmıyorum.Neyse görüşürüz.<br />
Emily:<br />
-Görüşürüz. (: <br />
Ben:<br />
-Kuzenindi anlaşılan..Çok iyi anlaşıyorsunuz (: <br />
Emily:<br />
-Teşekkür ederim.Buraya gelicek..Akşama burda olur.<br />
Ben:<br />
-Açıkçası şaşırdım.Amma kuzenlik ama .. (= . . Ne iş yapıyor ? <br />
Emily:<br />
-Dedektif..<br />
Ben kaşlarımı kaldırdım ve :<br />
-Huu.Amerika'da en fazla 400 - 500 dedektif vardır.Bir meslektaş bulmak gerçekten zor (: <br />
Emily:<br />
-İyi anlaşacağınızı düşünüyorum.Arkadaşım var diyince muhtemelen kız anladı.Ona da sürpriz olacak.<br />
Ben:<br />
-Ama benim iyi anlaştığım birisi var.<br />
Emily gülmeye başladı:<br />
-Çılgının tekisin ! xD. Kimmiş o peki ? <br />
Ben:<br />
-Aslında bana şu an çok yakın .. Hatta bana şu an fizik olarak en yakın o .<br />
Emily:<br />
-Hmmm..ßu bi insan mı ? <br />
Ben:<br />
-Platonik aşık olamayacağıma göre..<br />
Gülüşlerimize ortak olan dudaklarımızdı.Akşam olunca Emma geliyordu.Salonda kaydını yaptırırken Emily'nin aceleci konuşmalarını duyuyordum.Sarıldığı an görmeye değerdi.Emma:<br />
-Arkadaşın bu mu ? <br />
Emily:<br />
-Evet..<br />
Emma:<br />
-Bi erkek olduğunu söylememiştin.<br />
Emily:<br />
-Erkek arkadaşım olamaz mı ?<br />
Üçümüzde gülmüştük.İyi bir tatil geçireceğimizi umuyorduk.O akşam birbirimizi yeniden tanır gibi olduk Emily ile .. Ve kuzenide onun kadar dostcanlısıydı . Ama söz konusu dedektiflik olunca bazen ciddi duruşu insanı ürpertiyordu.Tatilin son iki gününe girdiğimizde açıkçası Emma'yı anlamak çok zordu...Sanki bir labirentti ve çıkış yoktu ! <br />
<br />
<br />
Saw 3 <br />
<br />
1.Bölüm Sonu<br />
<br />
2.Bölüm'de neler olacak ? :<br />
<br />
-Güzel bir gidişat..<br />
-Ar-Tur-Hut !<br />
-Ve anlam veremeyeceğiniz bir bölüm sonu...<br />
<br />
12 Mart 2oıo Cuma qörüşmek üzeRe..Saw ile kalın hoşçakaLın <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar bir kişi almak istediğimi söylemiştim.Hilal bunun için mesaj yazmıştı..Ve bu son 4 bölümde Hilal'i 'Emma' olarak izleyeceğiz.<br />
<br />
Saw 3 <br />
<br />
1.Bölüm...<br />
<br />
<br />
 Lanet yerden kurtulduğumuzun 18.Günü...Tatilimizinde 2.<br />
<br />
 1 Haftalık  tatil psikopat bir katil yükünü üzerimizden atacaktı.En azından böyle umuyorduk...California'nın tenha bir kasabasının fazla tenha olmayan plajında elimdeki spor dergisinin sayfalarını yavaş yavaş çevirip güneşleniyorken Emily'nin telefonu çalmıştı.Bacağı 2 hafta alçıda kalmıştı.Gayet iyiydi.Güneş gözlüklerini şezlongun yanına koyarak telefona cevap verdi:<br />
-Alo . .<br />
Kısa bir sessizliğin ardında yeniledi:<br />
-Alo ..<br />
Gözleriyle etrafı süzerken telefonu kapattı.Ben:<br />
-Kim ? <br />
Emily:<br />
-Kaçığın biri olmalı.<br />
Biraz sustuktan sonra konuşmaya devam ettim:<br />
-Emily..Jig Saw'in peşimizi bıraktığından nasıl emin olabiliriz ? Belki arayan oydu.Yani yerimizi tespit edebilir.<br />
Bana anlamsızca 4-5 saniye baktı.Devam ettim:<br />
-Hadi ama bunu 2000'lik bir telefon dahi yapabilir.<br />
Konuşmaya başlacaktı ki telefon sözünü kesti ve cevap verdi:<br />
-aLo. .! <br />
Arayan kuzeni Emma'idi : <br />
-Emily !! Nasıl gidiyor ha uzun zaman oldu (:<br />
Emily:<br />
-Aaa evet.. ( Bakışlarını bana çevirerek ' BUNU DÜŞÜNDÜĞÜNE İNANAMIYORUM Dermişçesine gözlerini büyüten bir bakış attı ) <br />
Nasılsın tatlım ? <br />
Emma:<br />
-Ah..Hep aynı (: Bu hafta 25'ime giriyorum.<br />
Emily:<br />
-Demek ablana yaklaşmana 3 sene kalmış xD.<br />
Devam etti:<br />
-Gerçekten uzun zaman oldu..3 mü 5 mi ? <br />
Emma:<br />
-Bunun pek önemi yok canım (: Bak ne dicem..Eski günler hatrınaa..Buluşsak iyi olur mu ? Tatile falan çıkabiliriz.<br />
Emily:<br />
-Ben zaten tatildeyim.Bugün ikinci günü.<br />
Emma:<br />
-Vay canına nerdesin ? <br />
Emily:<br />
-California'dayım.<br />
Emma:<br />
-Bende gelebilir miyim ? <br />
Emily:<br />
-Çok hızlısın xD. Elbette ! <br />
Emma:<br />
-Oh,tamam.Akşama ordayım <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /> Yanlız mısın ? <br />
Emily:<br />
-Ee,hayır . Bir arkadaşım var.<br />
Emma:<br />
-Hmm sorun olacağını sanmıyorum.Neyse görüşürüz.<br />
Emily:<br />
-Görüşürüz. (: <br />
Ben:<br />
-Kuzenindi anlaşılan..Çok iyi anlaşıyorsunuz (: <br />
Emily:<br />
-Teşekkür ederim.Buraya gelicek..Akşama burda olur.<br />
Ben:<br />
-Açıkçası şaşırdım.Amma kuzenlik ama .. (= . . Ne iş yapıyor ? <br />
Emily:<br />
-Dedektif..<br />
Ben kaşlarımı kaldırdım ve :<br />
-Huu.Amerika'da en fazla 400 - 500 dedektif vardır.Bir meslektaş bulmak gerçekten zor (: <br />
Emily:<br />
-İyi anlaşacağınızı düşünüyorum.Arkadaşım var diyince muhtemelen kız anladı.Ona da sürpriz olacak.<br />
Ben:<br />
-Ama benim iyi anlaştığım birisi var.<br />
Emily gülmeye başladı:<br />
-Çılgının tekisin ! xD. Kimmiş o peki ? <br />
Ben:<br />
-Aslında bana şu an çok yakın .. Hatta bana şu an fizik olarak en yakın o .<br />
Emily:<br />
-Hmmm..ßu bi insan mı ? <br />
Ben:<br />
-Platonik aşık olamayacağıma göre..<br />
Gülüşlerimize ortak olan dudaklarımızdı.Akşam olunca Emma geliyordu.Salonda kaydını yaptırırken Emily'nin aceleci konuşmalarını duyuyordum.Sarıldığı an görmeye değerdi.Emma:<br />
-Arkadaşın bu mu ? <br />
Emily:<br />
-Evet..<br />
Emma:<br />
-Bi erkek olduğunu söylememiştin.<br />
Emily:<br />
-Erkek arkadaşım olamaz mı ?<br />
Üçümüzde gülmüştük.İyi bir tatil geçireceğimizi umuyorduk.O akşam birbirimizi yeniden tanır gibi olduk Emily ile .. Ve kuzenide onun kadar dostcanlısıydı . Ama söz konusu dedektiflik olunca bazen ciddi duruşu insanı ürpertiyordu.Tatilin son iki gününe girdiğimizde açıkçası Emma'yı anlamak çok zordu...Sanki bir labirentti ve çıkış yoktu ! <br />
<br />
<br />
Saw 3 <br />
<br />
1.Bölüm Sonu<br />
<br />
2.Bölüm'de neler olacak ? :<br />
<br />
-Güzel bir gidişat..<br />
-Ar-Tur-Hut !<br />
-Ve anlam veremeyeceğiniz bir bölüm sonu...<br />
<br />
12 Mart 2oıo Cuma qörüşmek üzeRe..Saw ile kalın hoşçakaLın <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BENİM SEVDİĞİM BİR ŞİİR]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5347.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 18:19:01 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5347.html</guid>
			<description><![CDATA[SAKARYA<br />
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: <br />
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. <br />
<br />
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; <br />
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. <br />
<br />
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: <br />
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. <br />
<br />
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: <br />
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! <br />
<br />
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? <br />
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: <br />
<br />
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. <br />
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? <br />
<br />
Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. <br />
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. <br />
<br />
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? <br />
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. <br />
<br />
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! <br />
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? <br />
<br />
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; <br />
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, <br />
<br />
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: <br />
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! <br />
<br />
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; <br />
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! <br />
<br />
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? <br />
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? <br />
<br />
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? <br />
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? <br />
<br />
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? <br />
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! <br />
<br />
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; <br />
Sakarya, kandillere katran döktü geceler. <br />
<br />
Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. <br />
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! <br />
<br />
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: <br />
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. <br />
<br />
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: <br />
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? <br />
<br />
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! <br />
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! <br />
<br />
Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, <br />
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! <br />
<br />
Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; <br />
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! <br />
<br />
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; <br />
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! <br />
<br />
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: <br />
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! <br />
<br />
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: <br />
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!<img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/" style="vertical-align: middle;" border="0" alt=":)" title=":)" />[/size&#93;[/font&#93;<hr />
BİRAZCIKUZUN AMA<br />
OLSUN YİNEDE GÜZEL BİR ŞİİR]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SAKARYA<br />
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: <br />
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. <br />
<br />
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; <br />
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. <br />
<br />
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: <br />
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. <br />
<br />
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: <br />
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! <br />
<br />
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? <br />
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: <br />
<br />
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. <br />
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? <br />
<br />
Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. <br />
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. <br />
<br />
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? <br />
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. <br />
<br />
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! <br />
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? <br />
<br />
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; <br />
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, <br />
<br />
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: <br />
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! <br />
<br />
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; <br />
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! <br />
<br />
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? <br />
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? <br />
<br />
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? <br />
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? <br />
<br />
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? <br />
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! <br />
<br />
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; <br />
Sakarya, kandillere katran döktü geceler. <br />
<br />
Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. <br />
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! <br />
<br />
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: <br />
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. <br />
<br />
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: <br />
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? <br />
<br />
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! <br />
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! <br />
<br />
Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, <br />
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! <br />
<br />
Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; <br />
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! <br />
<br />
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; <br />
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! <br />
<br />
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: <br />
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! <br />
<br />
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: <br />
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!<img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/" style="vertical-align: middle;" border="0" alt=":)" title=":)" />[/size][/font]<hr />
BİRAZCIKUZUN AMA<br />
OLSUN YİNEDE GÜZEL BİR ŞİİR]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çoğu kez isim düşündüm ama buna isim bulamadım...]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5346.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 21:30:17 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5346.html</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar şu anda belki de bir bilimadamı bunu düşünmüş olabilir.Veya sıradan bi insan..Fakat benim aşırı dikkatimi çeken konular .. Sonsuzluktur.Ve ben bunu 10 yaşında keşfettim.<br />
<br />
  Olay şöyleydi:<br />
<br />
-Sıradan bir gün...Yazın ortasıydı sanırım.4'e geçmiştim büyük ihtimal.Halıda oturup TV izlerken televizyonu kapattım.Ne yapabilirim diye düşünmeye başlarken aklıma gelen şey bu oldu...<br />
<br />
Sizinle paylaşmam ne kadar doğru bilmiyorm xS. <br />
<br />
Her neyse ;<br />
<br />
<br />
Allah'ın başlangıcı ve sonu yok.Bu o kadar yüce ki ! Bir şeyin başlamamasını düşünün..Beyniniz zamanı geri alıyor değil mi ? Alıyor ama 1-2 saniye sonra mesafeyi görünce tıkanıyor ! Bunu yanlızca düşünen ben olamam hadi ama ! Bir şey başlamadı hep vardı ! HEP ! Ve bitmeyecek ! Aynı zamanda Ahiret ! Sonsuz ! Sonsuza kadar..Nasıl olabilio ? Bunları aklımız almaz deyip geçiştirmeyin ! Ortaya çıkan maznara kafanızdaki beyazlıklar olabilir..Ama az sonra yazacaklarımı okuyunca muhtemelen bi beyazlık hissedeceksiniz.<br />
<br />
YAŞAM YOK !<br />
<br />
AHİRET YOK ! <br />
<br />
SİZ YOKSUNUZ !<br />
<br />
SADECE ALLAH VAR.<br />
<br />
BU DURUMDA SONSUZA KADAR GİDECEKSİNİZ ! <br />
<br />
Naparsınız ?<br />
<br />
Siz olmasaydınız ne olurdu ? Başka bir ruhtada değilsiniz..Bedendede..<br />
YOKSUNUZ...Bunları okuyamayacaksınız.<br />
<br />
Beyazlığı hissettiniz mi ? <br />
<br />
Beyazlık çaresizliği simgeliyor bu durumda.Ve bunu ilk düşündüğümde 1-2 dakika aklımı kaçırdığımı sanmıştım.Ve bu her aklıma gelince kafamı yer gibi olurum..<br />
<br />
Sizin düşünceleriniz neler ?<br />
<br />
Bir beyazlık hissediyorsanız lütfen söyleyin arakdaşlar !]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar şu anda belki de bir bilimadamı bunu düşünmüş olabilir.Veya sıradan bi insan..Fakat benim aşırı dikkatimi çeken konular .. Sonsuzluktur.Ve ben bunu 10 yaşında keşfettim.<br />
<br />
  Olay şöyleydi:<br />
<br />
-Sıradan bir gün...Yazın ortasıydı sanırım.4'e geçmiştim büyük ihtimal.Halıda oturup TV izlerken televizyonu kapattım.Ne yapabilirim diye düşünmeye başlarken aklıma gelen şey bu oldu...<br />
<br />
Sizinle paylaşmam ne kadar doğru bilmiyorm xS. <br />
<br />
Her neyse ;<br />
<br />
<br />
Allah'ın başlangıcı ve sonu yok.Bu o kadar yüce ki ! Bir şeyin başlamamasını düşünün..Beyniniz zamanı geri alıyor değil mi ? Alıyor ama 1-2 saniye sonra mesafeyi görünce tıkanıyor ! Bunu yanlızca düşünen ben olamam hadi ama ! Bir şey başlamadı hep vardı ! HEP ! Ve bitmeyecek ! Aynı zamanda Ahiret ! Sonsuz ! Sonsuza kadar..Nasıl olabilio ? Bunları aklımız almaz deyip geçiştirmeyin ! Ortaya çıkan maznara kafanızdaki beyazlıklar olabilir..Ama az sonra yazacaklarımı okuyunca muhtemelen bi beyazlık hissedeceksiniz.<br />
<br />
YAŞAM YOK !<br />
<br />
AHİRET YOK ! <br />
<br />
SİZ YOKSUNUZ !<br />
<br />
SADECE ALLAH VAR.<br />
<br />
BU DURUMDA SONSUZA KADAR GİDECEKSİNİZ ! <br />
<br />
Naparsınız ?<br />
<br />
Siz olmasaydınız ne olurdu ? Başka bir ruhtada değilsiniz..Bedendede..<br />
YOKSUNUZ...Bunları okuyamayacaksınız.<br />
<br />
Beyazlığı hissettiniz mi ? <br />
<br />
Beyazlık çaresizliği simgeliyor bu durumda.Ve bunu ilk düşündüğümde 1-2 dakika aklımı kaçırdığımı sanmıştım.Ve bu her aklıma gelince kafamı yer gibi olurum..<br />
<br />
Sizin düşünceleriniz neler ?<br />
<br />
Bir beyazlık hissediyorsanız lütfen söyleyin arakdaşlar !]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyadaki İlk Cep Telefonu]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5345.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:44:13 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5345.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img253.imageshack.us/img253/2649/ceptel62kt7.jpg" border="0" alt="[Resim: ceptel62kt7.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><br />
<span style="font-style: italic;">Dünya’ da ilk piyasaya sürülen cep telefonu bakınca, ne kadar geliştiğimizin farkına varabiliyoruz Resimdeki telefon Motorola DynaTAC 8000X  Ölçüleri 13 x 175 x 35″ Bu tuğla büyükülüğündeki telefona 1983 yılında sahip olmak isteseydiniz 3995 &#36;’ ı gözden çıkarmanız gerekecekti, şimdi ise bu telefona çok komik bir rakama ulaşmak mümkün<br />
Türkiyede ise ilk cep telefonu görüşmesi 23 şubat 1994 tarihinde dönemin başbakanı tansu çiller’in cumhurbaşkanı süleyman demirel’i araması ile gerçekleşmiştir</span> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img253.imageshack.us/img253/2649/ceptel62kt7.jpg" border="0" alt="[Resim: ceptel62kt7.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><br />
<span style="font-style: italic;">Dünya’ da ilk piyasaya sürülen cep telefonu bakınca, ne kadar geliştiğimizin farkına varabiliyoruz Resimdeki telefon Motorola DynaTAC 8000X  Ölçüleri 13 x 175 x 35″ Bu tuğla büyükülüğündeki telefona 1983 yılında sahip olmak isteseydiniz 3995 &#36;’ ı gözden çıkarmanız gerekecekti, şimdi ise bu telefona çok komik bir rakama ulaşmak mümkün<br />
Türkiyede ise ilk cep telefonu görüşmesi 23 şubat 1994 tarihinde dönemin başbakanı tansu çiller’in cumhurbaşkanı süleyman demirel’i araması ile gerçekleşmiştir</span> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[83 Yaşındaki Nine 24 Yaşındaki Gençle Evlendi]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5344.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:38:12 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5344.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://89.149.196.193/i/img/2008/06/20080605_1212685464_bnzn-m.jpg" border="0" alt="[Resim: 20080605_1212685464_bnzn-m.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><span style="font-style: italic;">Santa Fe'de dün evlendikten sonra balayına çıkmaya hazırlandıklarını söyleyen 24 yaşındaki damat Reinaldo Waveqche, "Her zaman olgun kadınlardan hoşlandım Başkalarının ne düşündüğü önemsiz" dedi <br />
<br />
Reinaldo Waveqche, aradaki yaş farkının önemli olmadığını belirterek, "Bizi aşk bir araya getirdi, hiçbir maddi çıkar yok Adelfa'nın çocuğu yok Kimsesi yok, en yakını benim<br />
<br />
Onu seviyorum, o hayatımdaki tek kişi" diye konuştu <br />
<br />
82 yaşındaki gelin Adelfa Volpes ise, Waveqche'nin annesinin arkadaşı olduğunu ve Waveqche'nin annesinin ölümünden önce kendisinden o dönemde 15 yaşında olan oğluna bakmasını istediğini söyledi <br />
<br />
Adelfa Volpes, 'Küçüktü ve yalnız bir çocuktu <br />
<br />
Beraber geçirdiğimiz ilk günden itibaren birbirimizi tamamladık Sonra ilişkimiz başka bir boyuta girdi<br />
<br />
Ona kalbimi açtım' diye konuştu</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://89.149.196.193/i/img/2008/06/20080605_1212685464_bnzn-m.jpg" border="0" alt="[Resim: 20080605_1212685464_bnzn-m.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><span style="font-style: italic;">Santa Fe'de dün evlendikten sonra balayına çıkmaya hazırlandıklarını söyleyen 24 yaşındaki damat Reinaldo Waveqche, "Her zaman olgun kadınlardan hoşlandım Başkalarının ne düşündüğü önemsiz" dedi <br />
<br />
Reinaldo Waveqche, aradaki yaş farkının önemli olmadığını belirterek, "Bizi aşk bir araya getirdi, hiçbir maddi çıkar yok Adelfa'nın çocuğu yok Kimsesi yok, en yakını benim<br />
<br />
Onu seviyorum, o hayatımdaki tek kişi" diye konuştu <br />
<br />
82 yaşındaki gelin Adelfa Volpes ise, Waveqche'nin annesinin arkadaşı olduğunu ve Waveqche'nin annesinin ölümünden önce kendisinden o dönemde 15 yaşında olan oğluna bakmasını istediğini söyledi <br />
<br />
Adelfa Volpes, 'Küçüktü ve yalnız bir çocuktu <br />
<br />
Beraber geçirdiğimiz ilk günden itibaren birbirimizi tamamladık Sonra ilişkimiz başka bir boyuta girdi<br />
<br />
Ona kalbimi açtım' diye konuştu</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendinizi Bir Kelimeyle Anlatın!]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5343.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 14:37:11 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5343.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Kendinizi Bir Kelimeyle Anlatın!</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Kendinizi Bir Kelimeyle Anlatın!</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YILDIZLI GECE]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5342.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 10:29:25 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5342.html</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/3/2597.jpg" border="0" alt="[Resim: 2597.jpg&#93;" /></a><br />
Arkadaşlar<br />
ben vincent van gogh un kulağını kesip yaptığı resmi arıyorum<br />
ama bulamadım<br />
siz bulursanız bu konuda paylaşabilirmişiniz<img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/sad.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Sad" title="Sad" /><img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/huh.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Huh" title="Huh" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img src="http://i1003.hizliresim.com/2010/3/3/2597.jpg" border="0" alt="[Resim: 2597.jpg]" /></a><br />
Arkadaşlar<br />
ben vincent van gogh un kulağını kesip yaptığı resmi arıyorum<br />
ama bulamadım<br />
siz bulursanız bu konuda paylaşabilirmişiniz<img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/sad.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Sad" title="Sad" /><img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/huh.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Huh" title="Huh" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1.000 Mesaj]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5341.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 21:21:42 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5341.html</guid>
			<description><![CDATA[Bu forumda çok güzel günlerim geçti.Umarım hep böyle dewam eder.2.000 leri 3.000 leri görmek inşallah nasip olur. Forumdaki herkesi çok sewiyorum <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/angel.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Angel" title="Angel" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu forumda çok güzel günlerim geçti.Umarım hep böyle dewam eder.2.000 leri 3.000 leri görmek inşallah nasip olur. Forumdaki herkesi çok sewiyorum <img src="http://cocukforum.com/forum/images/smilies/angel.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Angel" title="Angel" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelebekler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5340.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:48:36 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5340.html</guid>
			<description><![CDATA[Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. Çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler. <br />
<br />
Ağız organları, yalnız çiçek tozu ( polen ) ile geçinen "Micropterygidae" kelebek familyasında çiğneyicidir. Tüylü başlarında büyükçe iki petek göz ve çoğunda iki nokta (osel) göz bulunur. <br />
<br />
Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar. Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri mattır. Hızlı uçucudurlar. <br />
<br />
Gündüz kelebekleri gece istirahat edip, gündüz uçarlar. İnce ve hafif vücutludurlar. Anten uçları topuzludur. Kanatları gâyet güzel renk ve desenlerle süslüdür. Uçuşları yavaştır. Bir yere konduklarında kanatlarını yukarıya dik tutarlar. Gece kelebekleri ise dinlenme hâlinde kanatlarını çatı gibi gövdelerinin üzerine kapatırlar veya tamâmen açık bırakırlar. Bu kâideler bütün kelebekler için geçerli değildir. Meselâ; Skiperler pervâne olmadığı halde antenleri incedir. Vücutları kalın ve renkleri mattır. Gündüz uçarlar. Çoğunlukla pervanelerle karıştırılırlar. <br />
<br />
Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları da çok hassastır. Bazı türlerin erkekleri, 5 km uzaktaki dişinin kokusunu alabilirler. Gündüz kelebeklerinin duyargaları (anten) çıplak olduğundan bu hassaslıktan mahrumdurlar. <br />
<br />
Kelebeklerde çoğalma yumurta ile olur. Kelebek yumurtaları yarım küre, küre, silindir ve iğ şeklindedir. Dişileri yumurtalarını tek tek veya gruplar halinde ağaç kabukları veya yapraklar üzerine yapıştırarak bırakırlar. Bazıları da üst üste yapıştırarak kuleler meydana getirir. Bazıları yumurtaların üzerini vücutlarından kopardıkları kıllarla bir kürk gibi kapatırlar. Kışı geçirmek zorunda kalan yumurtalar “Korion” denen sert bir kabukla örtülüdür. Yumurtadan çıkan larvalara “tırtıl” adı verilir. Kışı genellikle tamamen gelişmiş olarak yumurta kabuğu içinde geçirir. İlkbaharda her yer yeşermeye başlayınca kabuğunu yırtarak besin aramaya çıkar. Dişi kelebekler yumurtlarken özellikle tırtılların beslendiği bitki türlerinin üzerine veya yakınına yumurtalarını bırakırlar. <br />
<br />
Tırtıllarda üç çift göz ve 2-5 çift karın bacağı bulunur. Ağız parçaları ısırıcı çiğneyicidir. Alt dudağa dökülen ipek salgı bezleri vardır. Oburca beslenen tırtıllar, 4-5 defa deri değiştirirler. Normal iriliğe ulaşınca ipek salgısı ile kendilerine koza örerler. <br />
<br />
Koza içinde erginin şekillendiği pupa durumuna geçer. Bir müddet sonra pupa kabuğunu yırtar ve kozadan genç ergin yeni kelebek ortaya çıkar. Fakat hemen uçamaz. Kanatlarındaki damarların kanla dolması ve kuruyarak güçlenmesi için birkaç saat beklemesi gerekir. Bazı erginlerin ömrü 24 saat, bir kısmının 1-2 aydır. Hayatları birkaç mevsim sürenler kış uykusuna yatar veya daha sıcak bölgelere göç ederler. Bunlar yüzlerce kilometrelik yolu uçabilecek güçtedir. İngiltere 'de yaygın bir tür, havalar soğumaya başlayınca Kuzey Afrika 'ya göç eder. Kuşların aksine kelebeklerin göçü tek yönlüdür. Amerika 'da yaşayan bir çeşidin dışında hiçbiri geri dönmez. <br />
<br />
Bazı kelebekler zehirlidir. Bunlar çok yavaş uçar ve göz kamaştırıcı parlak renklere sahiptir. Bu renkler düşmalarına karşı bir ikaz işaretidir. Böcekçil hayvanlar bunları yemekten çekinirler. Bazı kelebekler de, sahte kafa işaretleri, kanatlarındaki göz işaretleriyle ve antene benzeyen kuyruk uzantılarıyla düşmanlarını şaşırtarak kendilerini korurlar. Bu işaretlere aldanan avcı hayvanlar, kelebeğin öldürücü olmayan kısmına saldırır. Yırtık kanatlı bir kelebek hayatını sürdürebilir. Birçokları da kondukları yerlerde tamamen kamufle olabilirler. Kuru yaprak görünümündeki bazı kelebekleri kondukları yerden ayırdedebilmek çok zordur. <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. Çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler. <br />
<br />
Ağız organları, yalnız çiçek tozu ( polen ) ile geçinen "Micropterygidae" kelebek familyasında çiğneyicidir. Tüylü başlarında büyükçe iki petek göz ve çoğunda iki nokta (osel) göz bulunur. <br />
<br />
Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar. Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri mattır. Hızlı uçucudurlar. <br />
<br />
Gündüz kelebekleri gece istirahat edip, gündüz uçarlar. İnce ve hafif vücutludurlar. Anten uçları topuzludur. Kanatları gâyet güzel renk ve desenlerle süslüdür. Uçuşları yavaştır. Bir yere konduklarında kanatlarını yukarıya dik tutarlar. Gece kelebekleri ise dinlenme hâlinde kanatlarını çatı gibi gövdelerinin üzerine kapatırlar veya tamâmen açık bırakırlar. Bu kâideler bütün kelebekler için geçerli değildir. Meselâ; Skiperler pervâne olmadığı halde antenleri incedir. Vücutları kalın ve renkleri mattır. Gündüz uçarlar. Çoğunlukla pervanelerle karıştırılırlar. <br />
<br />
Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları da çok hassastır. Bazı türlerin erkekleri, 5 km uzaktaki dişinin kokusunu alabilirler. Gündüz kelebeklerinin duyargaları (anten) çıplak olduğundan bu hassaslıktan mahrumdurlar. <br />
<br />
Kelebeklerde çoğalma yumurta ile olur. Kelebek yumurtaları yarım küre, küre, silindir ve iğ şeklindedir. Dişileri yumurtalarını tek tek veya gruplar halinde ağaç kabukları veya yapraklar üzerine yapıştırarak bırakırlar. Bazıları da üst üste yapıştırarak kuleler meydana getirir. Bazıları yumurtaların üzerini vücutlarından kopardıkları kıllarla bir kürk gibi kapatırlar. Kışı geçirmek zorunda kalan yumurtalar “Korion” denen sert bir kabukla örtülüdür. Yumurtadan çıkan larvalara “tırtıl” adı verilir. Kışı genellikle tamamen gelişmiş olarak yumurta kabuğu içinde geçirir. İlkbaharda her yer yeşermeye başlayınca kabuğunu yırtarak besin aramaya çıkar. Dişi kelebekler yumurtlarken özellikle tırtılların beslendiği bitki türlerinin üzerine veya yakınına yumurtalarını bırakırlar. <br />
<br />
Tırtıllarda üç çift göz ve 2-5 çift karın bacağı bulunur. Ağız parçaları ısırıcı çiğneyicidir. Alt dudağa dökülen ipek salgı bezleri vardır. Oburca beslenen tırtıllar, 4-5 defa deri değiştirirler. Normal iriliğe ulaşınca ipek salgısı ile kendilerine koza örerler. <br />
<br />
Koza içinde erginin şekillendiği pupa durumuna geçer. Bir müddet sonra pupa kabuğunu yırtar ve kozadan genç ergin yeni kelebek ortaya çıkar. Fakat hemen uçamaz. Kanatlarındaki damarların kanla dolması ve kuruyarak güçlenmesi için birkaç saat beklemesi gerekir. Bazı erginlerin ömrü 24 saat, bir kısmının 1-2 aydır. Hayatları birkaç mevsim sürenler kış uykusuna yatar veya daha sıcak bölgelere göç ederler. Bunlar yüzlerce kilometrelik yolu uçabilecek güçtedir. İngiltere 'de yaygın bir tür, havalar soğumaya başlayınca Kuzey Afrika 'ya göç eder. Kuşların aksine kelebeklerin göçü tek yönlüdür. Amerika 'da yaşayan bir çeşidin dışında hiçbiri geri dönmez. <br />
<br />
Bazı kelebekler zehirlidir. Bunlar çok yavaş uçar ve göz kamaştırıcı parlak renklere sahiptir. Bu renkler düşmalarına karşı bir ikaz işaretidir. Böcekçil hayvanlar bunları yemekten çekinirler. Bazı kelebekler de, sahte kafa işaretleri, kanatlarındaki göz işaretleriyle ve antene benzeyen kuyruk uzantılarıyla düşmanlarını şaşırtarak kendilerini korurlar. Bu işaretlere aldanan avcı hayvanlar, kelebeğin öldürücü olmayan kısmına saldırır. Yırtık kanatlı bir kelebek hayatını sürdürebilir. Birçokları da kondukları yerlerde tamamen kamufle olabilirler. Kuru yaprak görünümündeki bazı kelebekleri kondukları yerden ayırdedebilmek çok zordur. <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atlar]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5339.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:47:58 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5339.html</guid>
			<description><![CDATA[Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır. <br />
<br />
Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır. <br />
<br />
At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika'ya g*türdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar. <br />
<br />
Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876'dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yanlız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan'ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar. <br />
<br />
Evcil atlar: Tahminen 4000 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. Evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir. Atlar 40-60 sene yaşar, bazı kısraklar 25 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve genellikle bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında hased yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır. Atların tüy renkleri çeşitli olup, renklerine göre çeşitli isimler alırlar. En tanınmışları: Ak, akçıl, kır, al, alakı, geyik kırı, çil yeşil, al pekmez köpüğü, doru, hurma dorusu vs.'dir. <br />
<br />
Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır. <br />
<br />
Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Arabistan'a geçen Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir. <br />
<br />
İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır. <br />
<br />
Midilli atı: Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur. <br />
<br />
At yetiştiriciliği: Asya, Avustralya ve Amerika'daki geniş bozkırlarda hala vahşi at sürüleri yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. Ülkemizde ilk hara 1913'te Aziziye'de kuruldu. Türkiye'nin ilk modern harası ise 1924'te açılan Karacabey harasıdır. <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır. <br />
<br />
Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır. <br />
<br />
At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika'ya g*türdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar. <br />
<br />
Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876'dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yanlız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan'ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar. <br />
<br />
Evcil atlar: Tahminen 4000 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. Evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir. Atlar 40-60 sene yaşar, bazı kısraklar 25 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve genellikle bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında hased yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır. Atların tüy renkleri çeşitli olup, renklerine göre çeşitli isimler alırlar. En tanınmışları: Ak, akçıl, kır, al, alakı, geyik kırı, çil yeşil, al pekmez köpüğü, doru, hurma dorusu vs.'dir. <br />
<br />
Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır. <br />
<br />
Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Arabistan'a geçen Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir. <br />
<br />
İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır. <br />
<br />
Midilli atı: Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur. <br />
<br />
At yetiştiriciliği: Asya, Avustralya ve Amerika'daki geniş bozkırlarda hala vahşi at sürüleri yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. Ülkemizde ilk hara 1913'te Aziziye'de kuruldu. Türkiye'nin ilk modern harası ise 1924'te açılan Karacabey harasıdır. <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gergedanlar]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5338.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:47:18 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5338.html</guid>
			<description><![CDATA[Gergedan, gergedangiller (Rhinocerotidae) familyasından bugüne kadar soyunu sürdürebilmiş kara hayvanları içinde filden sonra en iri olan hayvan türleri. At ve eşek gibi tek toynaklılardan olan bu memeli hayvan günümüzde yalnızca Afrika, Hindistan, Malezya ve Endonezya'da yaşar. Ama fosillerden anlaşıldığı kadarıyla tarih öncesi çağlarda Avrupa'da da gergedanlar varmış. Bu soyu tükenmiş türlerin daha soğuk olan Avrupa iklimine uyum sağlayabilmek üzere yumuşak tüylü bir postla örtünmüş olduğu da gene fosillerden anlaşılmaktadır. <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gergedan, gergedangiller (Rhinocerotidae) familyasından bugüne kadar soyunu sürdürebilmiş kara hayvanları içinde filden sonra en iri olan hayvan türleri. At ve eşek gibi tek toynaklılardan olan bu memeli hayvan günümüzde yalnızca Afrika, Hindistan, Malezya ve Endonezya'da yaşar. Ama fosillerden anlaşıldığı kadarıyla tarih öncesi çağlarda Avrupa'da da gergedanlar varmış. Bu soyu tükenmiş türlerin daha soğuk olan Avrupa iklimine uyum sağlayabilmek üzere yumuşak tüylü bir postla örtünmüş olduğu da gene fosillerden anlaşılmaktadır. <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kediler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5337.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:46:40 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5337.html</guid>
			<description><![CDATA[Doğduklarında kedi yavruları kör ve son derece savunmasızlardır. Yaklaşık 100 gr ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli, yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. <br />
<br />
İlk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen yavrular süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler. Dokuz gün sonra yavruların gözleri açılır. Annenin sütü yavruların büyümesi için tam gereken özelliklerdedir. Her türlü besin açısından zengindir, ayrıca yavruyu hastalıklardan koruyan özel bazı kimyasallar da bu sütte bulunur.<br />
<br />
Yavru kediler yaklaşık sekiz hafta sonra kendilerine bakacak duruma gelirler. Ancak bu süre geçene kadar anneleri büyük bir ihtimamla yavrularıyla ilgilenir. Onları daha güvenli gördüğü yerlere özenle taşır. <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Doğduklarında kedi yavruları kör ve son derece savunmasızlardır. Yaklaşık 100 gr ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli, yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. <br />
<br />
İlk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen yavrular süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler. Dokuz gün sonra yavruların gözleri açılır. Annenin sütü yavruların büyümesi için tam gereken özelliklerdedir. Her türlü besin açısından zengindir, ayrıca yavruyu hastalıklardan koruyan özel bazı kimyasallar da bu sütte bulunur.<br />
<br />
Yavru kediler yaklaşık sekiz hafta sonra kendilerine bakacak duruma gelirler. Ancak bu süre geçene kadar anneleri büyük bir ihtimamla yavrularıyla ilgilenir. Onları daha güvenli gördüğü yerlere özenle taşır. <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Köpekler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5336.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:45:16 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5336.html</guid>
			<description><![CDATA[Koku Uzmanı Köpekler<br />
Köpeklerin kokulara karşı olağanüstü hassas burunları vardır. Sokakta yürürken, diğer köpeklerin bıraktıkları kokuları ve çevredeki insanların kendilerine özgü kokularını tahlil ederek, onlar hakkında bilgi toplarlar. Havadaki en küçük oranlardaki kokuları dahi güçlük çekmeden tespit ederler. Koku alma duyusu kuvvetli bir köpek türü olan "bloodhound", hiçbir belirtinin görülmediği bölgelerde iz sürebilir, dört günlük bir izi takip edebilir ve bir insanın izini 80 kilometreden daha fazla sürebilir.<br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Koku Uzmanı Köpekler<br />
Köpeklerin kokulara karşı olağanüstü hassas burunları vardır. Sokakta yürürken, diğer köpeklerin bıraktıkları kokuları ve çevredeki insanların kendilerine özgü kokularını tahlil ederek, onlar hakkında bilgi toplarlar. Havadaki en küçük oranlardaki kokuları dahi güçlük çekmeden tespit ederler. Koku alma duyusu kuvvetli bir köpek türü olan "bloodhound", hiçbir belirtinin görülmediği bölgelerde iz sürebilir, dört günlük bir izi takip edebilir ve bir insanın izini 80 kilometreden daha fazla sürebilir.<br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ördekler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5335.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:44:24 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5335.html</guid>
			<description><![CDATA[Ördekler<br />
Ördekler uçarken tıpkı çitalar gibi arabaların hızlarına ulaşabilirler. Ayrıca yırtıcı hayvanlara yem olmamak için de uçarlarken sürekli yönlerini değiştirirler. Suya dalmaları gerektiğinde bunu o kadar hızlı bir şekilde yaparlar ki, avcılar onları avlamakta çok zorlanırlar. <br />
<br />
Ördeklerin iyi yüzmelerinin nedenlerinden biri ayak parmaklarının arasındaki ağlardır. Bir ayaklarını geriye ittiklerinde bu ağlar onlara daha fazla itme kuvveti verebilmek için genişler. Bu önemli özellik ördek yavrularında doğdukları ilk andan itibaren vardır. Ördek yavrularını yaşamaları için gerekli olan bütün özelliklerle birlikte yaratan herşeyi bilen Allah'tır. <br />
Dişi ördeklerin tüylerinin renkleri erkeklere oranla daha soluktur. Bu renk farkı yuvasında kuluçkaya yatarak beklemesi gereken dişiler için önemli bir korumadır. Soluk renkleri sayesinde dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar. <br />
<br />
Ortama uygun soluk renkleri bulundukları ortamda kamufle olmalarını sağlar ve düşmanları onları kolayca fark edemez. Öte yandan erkek ördekler de yuva yapan dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine çekerler. <br />
<br />
Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen havalanarak, çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırabilmek için elinden gelen tüm çabayı sarf eder. Yavruları için böylesine önemli, hatta kimi zaman sonu ölümle biten bir fedakarlık yapan ördekler Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden yalnızca biridir. <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ördekler<br />
Ördekler uçarken tıpkı çitalar gibi arabaların hızlarına ulaşabilirler. Ayrıca yırtıcı hayvanlara yem olmamak için de uçarlarken sürekli yönlerini değiştirirler. Suya dalmaları gerektiğinde bunu o kadar hızlı bir şekilde yaparlar ki, avcılar onları avlamakta çok zorlanırlar. <br />
<br />
Ördeklerin iyi yüzmelerinin nedenlerinden biri ayak parmaklarının arasındaki ağlardır. Bir ayaklarını geriye ittiklerinde bu ağlar onlara daha fazla itme kuvveti verebilmek için genişler. Bu önemli özellik ördek yavrularında doğdukları ilk andan itibaren vardır. Ördek yavrularını yaşamaları için gerekli olan bütün özelliklerle birlikte yaratan herşeyi bilen Allah'tır. <br />
Dişi ördeklerin tüylerinin renkleri erkeklere oranla daha soluktur. Bu renk farkı yuvasında kuluçkaya yatarak beklemesi gereken dişiler için önemli bir korumadır. Soluk renkleri sayesinde dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar. <br />
<br />
Ortama uygun soluk renkleri bulundukları ortamda kamufle olmalarını sağlar ve düşmanları onları kolayca fark edemez. Öte yandan erkek ördekler de yuva yapan dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine çekerler. <br />
<br />
Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen havalanarak, çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırabilmek için elinden gelen tüm çabayı sarf eder. Yavruları için böylesine önemli, hatta kimi zaman sonu ölümle biten bir fedakarlık yapan ördekler Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden yalnızca biridir. <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sincaplar]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5334.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:43:37 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5334.html</guid>
			<description><![CDATA[Sincaplar<br />
Sincaplar, yavrularını sarkık göbeklerinden dişleriyle kaldırırlar. Anne sincap, yuvası bozulduğunda yavrularını oldukça uzak bir mesafe de olsa hiç üşenmeden taşır. Her defasında bir yavrusunu taşır ve hepsinin güvenle taşındığına ikna olana kadar eski yuvasına geri dönüp, bakar.<br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sincaplar<br />
Sincaplar, yavrularını sarkık göbeklerinden dişleriyle kaldırırlar. Anne sincap, yuvası bozulduğunda yavrularını oldukça uzak bir mesafe de olsa hiç üşenmeden taşır. Her defasında bir yavrusunu taşır ve hepsinin güvenle taşındığına ikna olana kadar eski yuvasına geri dönüp, bakar.<br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Geyikler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5333.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:42:52 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5333.html</guid>
			<description><![CDATA[Geyikler<br />
Geyik yavruları diğer birçok canlının yavrularına oranla güçsüzdürler.Doğumdan sonra hemen ayağa kalkabilirler ancak çok daha sonra yürüyebilirler. Peki bu canlılar düşmanlarından nasıl korunurlar? <br />
<br />
Gizlenme, annesi gibi hızlı koşabilene kadar yavru geyiklerin en iyi savunmasıdır. Vücutlarının rengi ve desenleri sayesinde bulundukları ortamda adeta görünmez hale gelirler. <br />
<br />
Anne geyik, ormanlık bölgenin çalılıkları içinde benekli yavru geyiği gizler. Yavru geyiğin kırmızımsı kahverengi postunun üzerindeki beyaz benekler güneş ışığıyla karışır; ayrıca annesi uzakta olduğunda yavru geyik hareketsiz uzanarak bekler. Anne geyik de genel olarak yavrunun yakınlarında bir yerlerdedir fakat dikkati yavrunun üzerine çekmemek için kısa ziyaretler dışında yanına çok fazla yaklaşmaz.<br />
<br />
Yavru geyik gizlenerek korunması gerektiğini nasıl bilmektedir? Derisinin renklerinin, bulunduğu yerdeki otlarla uyumlu olduğunu ve hareketsiz kaldığında düşmanlarının kendisini göremeyeceğini nereden bilmektedir? <br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Geyikler<br />
Geyik yavruları diğer birçok canlının yavrularına oranla güçsüzdürler.Doğumdan sonra hemen ayağa kalkabilirler ancak çok daha sonra yürüyebilirler. Peki bu canlılar düşmanlarından nasıl korunurlar? <br />
<br />
Gizlenme, annesi gibi hızlı koşabilene kadar yavru geyiklerin en iyi savunmasıdır. Vücutlarının rengi ve desenleri sayesinde bulundukları ortamda adeta görünmez hale gelirler. <br />
<br />
Anne geyik, ormanlık bölgenin çalılıkları içinde benekli yavru geyiği gizler. Yavru geyiğin kırmızımsı kahverengi postunun üzerindeki beyaz benekler güneş ışığıyla karışır; ayrıca annesi uzakta olduğunda yavru geyik hareketsiz uzanarak bekler. Anne geyik de genel olarak yavrunun yakınlarında bir yerlerdedir fakat dikkati yavrunun üzerine çekmemek için kısa ziyaretler dışında yanına çok fazla yaklaşmaz.<br />
<br />
Yavru geyik gizlenerek korunması gerektiğini nasıl bilmektedir? Derisinin renklerinin, bulunduğu yerdeki otlarla uyumlu olduğunu ve hareketsiz kaldığında düşmanlarının kendisini göremeyeceğini nereden bilmektedir? <br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Civcivler]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5332.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:41:29 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5332.html</guid>
			<description><![CDATA[Civcivler<br />
Gelişmekte olan bir civcivin gereksinim duyduğu besin ve su yumurtada mevcuttur. Yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür. Ayrıca civcivin oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya, bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasını engelleyecek ve mekanik darbelere karşı koruyacak bir sisteme gereksinimi vardır. Tüm bunları da yumurtanın kabuğu karşılar.<br />
Civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. Gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki küçük gözenekler yoluyla olur. <br />
<br />
Bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekir. Kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır.<br />
<br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Civcivler<br />
Gelişmekte olan bir civcivin gereksinim duyduğu besin ve su yumurtada mevcuttur. Yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür. Ayrıca civcivin oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya, bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasını engelleyecek ve mekanik darbelere karşı koruyacak bir sisteme gereksinimi vardır. Tüm bunları da yumurtanın kabuğu karşılar.<br />
Civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. Gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki küçük gözenekler yoluyla olur. <br />
<br />
Bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekir. Kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır.<br />
<br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yunuslar]]></title>
			<link>http://cocukforum.com/forum/thread-5331.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 19:40:22 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://cocukforum.com/forum/thread-5331.html</guid>
			<description><![CDATA[Yunuslar<br />
<br />
Yunusların yavruları üzerindeki koruması doğumla birlikte başlar. Doğumdan hemen önce, anne yunusun hareketleri ağırlaşır. Bu nedenle doğum anında ona yardım eden dişi yunuslar vardır. Yardımcı yunuslar, doğumdan önce bir zarar gelmemesi için anne yunusun iki yanında yüzer, yavru dünyaya gelince onun su üstüne çıkmasını ve nefes almasını sağlarlar.<br />
<br />
İlk iki hafta yavru annesinin yanından hiç ayrılmaz. Küçük yunus doğduktan kısa bir süre sonra yüzmeyi başarır ve bu süre zarfında da yavaş yavaş annesinden uzaklaşmaya başlar. Ancak yeni doğum yapmış olan anne yunus, yavrunun hızlı ve atak hareketlerine ayak uyduramayacağı ve onu yeterince koruyup gözetemeyeceği için bu durumda yine devreye yardımcı dişi yunus girer ve yavruya mükemmel bir koruma oluşturur. <br />
<br />
Canlıların kendi çıkarlarını gözetmeyen davranışları Darwinizm'e açıkça meydan okur. Çünkü evrimcilere göre bu davranışların -örneğin bir hayvanın başka birine yardım etmesinin- canlının hayatta kalabilmesine bir faydası yoktur. Hatta tam tersine fedakarlık yapan hayvan açısından kimi zaman hayati risk taşımaktadır.<br />
<br />
Bu tarz fedakarlıklara bir örnek olarak yiyeceğinin yarısını, sindirilmiş şekilde yavrusunun ağzına geri çıkaran anneleri verebiliriz. Bu konudaki bir diğer örnek ise yaralanmış olan arkadaşlarına yardım eden yunuslardır. Bu yunuslar kaçmak yerine kendi hayatta kalma imkanlarını kayda değer bir şekilde azaltan fedakar bir davranış sergilemektedirler. <br />
<br />
Yunuslar, yavrularını tehdit eden köpek balıklarından kurtulmak için grup olarak harekete geçerler. Yunuslardan biri veya ikisi köpek balığının dikkatini çekmek için dışarıdan yüzer. Köpek balığı bu tuzağı izlemek için döndüğünde, diğer yunuslar diğer tarafa doğru hareket eder ve kuvvetle saldırırlar, biri diğerinin arkasından hızla hücum ederek, burunlarını köpek balığının yanlarına hızla çarparlar. Bu, köpek balıkları için oldukça caydırıcı bir yöntemdir, hatta kimi zaman yunusların bu şekilde köpek balıklarını öldürdükleri bile olur. <br />
<br />
Alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yunuslar<br />
<br />
Yunusların yavruları üzerindeki koruması doğumla birlikte başlar. Doğumdan hemen önce, anne yunusun hareketleri ağırlaşır. Bu nedenle doğum anında ona yardım eden dişi yunuslar vardır. Yardımcı yunuslar, doğumdan önce bir zarar gelmemesi için anne yunusun iki yanında yüzer, yavru dünyaya gelince onun su üstüne çıkmasını ve nefes almasını sağlarlar.<br />
<br />
İlk iki hafta yavru annesinin yanından hiç ayrılmaz. Küçük yunus doğduktan kısa bir süre sonra yüzmeyi başarır ve bu süre zarfında da yavaş yavaş annesinden uzaklaşmaya başlar. Ancak yeni doğum yapmış olan anne yunus, yavrunun hızlı ve atak hareketlerine ayak uyduramayacağı ve onu yeterince koruyup gözetemeyeceği için bu durumda yine devreye yardımcı dişi yunus girer ve yavruya mükemmel bir koruma oluşturur. <br />
<br />
Canlıların kendi çıkarlarını gözetmeyen davranışları Darwinizm'e açıkça meydan okur. Çünkü evrimcilere göre bu davranışların -örneğin bir hayvanın başka birine yardım etmesinin- canlının hayatta kalabilmesine bir faydası yoktur. Hatta tam tersine fedakarlık yapan hayvan açısından kimi zaman hayati risk taşımaktadır.<br />
<br />
Bu tarz fedakarlıklara bir örnek olarak yiyeceğinin yarısını, sindirilmiş şekilde yavrusunun ağzına geri çıkaran anneleri verebiliriz. Bu konudaki bir diğer örnek ise yaralanmış olan arkadaşlarına yardım eden yunuslardır. Bu yunuslar kaçmak yerine kendi hayatta kalma imkanlarını kayda değer bir şekilde azaltan fedakar bir davranış sergilemektedirler. <br />
<br />
Yunuslar, yavrularını tehdit eden köpek balıklarından kurtulmak için grup olarak harekete geçerler. Yunuslardan biri veya ikisi köpek balığının dikkatini çekmek için dışarıdan yüzer. Köpek balığı bu tuzağı izlemek için döndüğünde, diğer yunuslar diğer tarafa doğru hareket eder ve kuvvetle saldırırlar, biri diğerinin arkasından hızla hücum ederek, burunlarını köpek balığının yanlarına hızla çarparlar. Bu, köpek balıkları için oldukça caydırıcı bir yöntemdir, hatta kimi zaman yunusların bu şekilde köpek balıklarını öldürdükleri bile olur. <br />
<br />
Alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>